Ceyhun BozkurtDiğer yazıları Ceyhun Bozkurt (118 Posts)


Bir süredir Libya’da yaşananlar ara ara öne çıkmasına rağmen sonrasında arka sıralara doğru geriliyor. Oysa bu ülke bizim açımızdan son derece hayati önemde. Bilindiği üzere Libya’da başkent Trablus’ta bulunan Ulusal Mutabakat Hükümeti meşru hükümet olarak bulunuyor. Bunun karşısında ise 20 yılını ABD’de geçiren Halife Hafter liderliğindeki gayri meşru Tobruk yönetimi bulunuyor. Hafter bölgede Suud ve Birleşik Arap Emirlikleri hanedanı ile Mısır’daki Sisi yönetiminden de destek alıyor. Ayrıca Yunanistan ve Rumlar’da Hafter’in arkasında duruyor. Nedenini birazdan anlatacağım…

Meşru Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne bağlı askerler, geçen hafta son derece stratejik bir yer olan Giryan bölgesinde yeniden kontrolü sağladı. Giryan, Trablus kentinin 80 km güneyinde, Cebel Nefuse (Batı Dağları) eteğinde kurulu. Bu kent, başkent Trablus’a ve çevresine giden yolların denetimi için de son derece stratejik bir konuma sahip. Giryan’ın kaybedilmesi Hafter güçlerine büyük darbe oldu ve Hafter ile arkasındaki güçler adeta çıldırdı. 6 Türk denizcisi bu olay sonrasında alıkonuldu. Çünkü Hafter güçlerinin arka arkaya aldığı yenilgilerden Türkiye sorumlu tutuluyor. Hemen telefona sarılan Sisi, ABD Başkanı Donald Trump’tan Hafter için destek istedi. Suud basını da bu yönde yayınlar yaparak, yenilginin sorumlusunu bulmaya çalışıyor.

Türkiye ise Libya’nın meşru hükümetine desteği esirgemiyor. Bu ülke ile olan tarihsel bağ bu desteğin önemli nedenlerinden biri. Bir diğer neden ise Türkiye’nin ulusal güvenliği açısından bu ülkenin son derece stratejik bir stratejik çıkarları.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve beraberlerindeki heyet, 5 Kasım’da Libya’ya gitti. Akar başkanlığındaki heyetin, Ulusal Mutabakat Hükümeti yetkilileri ile yaptığı görüşmelerin gündem maddelerinden bir tanesi de Doğu Akdeniz’di. Türk heyeti, Libya yetkililerinin önüne bir harita açtı. Haritada Yunanistan’ın Libya’daki olayları fırsat bilerek bu ülkeden uluslararası hukuka aykırı olarak gasp ettiği deniz alanı yer alıyordu.

Yunanistan, tek taraflı olarak Libya’nın 39 bin kilometrekarelik deniz alanını gasp etti.

Zaten Yunanistan ve Rum Kesimi, Batı’nın desteğiyle uzun bir süre Libya’yı bu gaspı kabul etmeye zorlamıştı.

Ancak burada önemli bir ayrıntı daha vardı. Yunanistan, sadece Libya’nın değil Türkiye’nin de deniz yetki alanını gasp etmişti. Yunanistan’ın, 2014 yılında ilan ettiği ruhsat sahalarından 15 No’lu sahanın Türk kıta sahanlığı ile çakışmakta, 20 No’lu sahanın ise Libya kıta sahanlığında yer aldığı görülüyor.

İşte Türkiye bu uluslararası hukuka gaspı önlemek adına da harekete geçti. Uzun süredir bu konuda çalışmalar yapan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Dr. Tümamiral Cihat Yaycı’nın gerek basımı yapılan “Sorular ve Cevaplar ile Münhasır Ekonomi Bölge (MEB) Kavramı” kitabında gerekse Güvenlik Strateji Dergisi’nin 2011 yılı 14’üncü sayısında basımı yapılan “Doğu Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasında Libya’nın Rolü ve Etkisi” makalesinde bu yönde çarpıcı bilgilere yer vermekte. Yaycı, kitabında Türkiye ile Libya’nın dünyanın bir derecelik eğimi dikkate alındığında karşılıklı kıyıları olduğunu vurgulamakta. Yaycı “Bu nedenle Türkiye ile Libya arasında deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına yönelik ivedilikle bir andlaşma yapılması gerekmektedir”  vurgusu yapmakta. İşte, işin bam teli de burada. Tümamiral Yaycı’nın sözünü ettiği andlaşma olursa, karşımıza aşağıdaki harita çıkacak.

Türkiye-Libya karşılıklı kıyılarını gösteren harita

Görüldüğü gibi Yunanistan’ın gaspı engellenir ve meşru olan bu haritadaki sınırlar hayata geçirilirse, dost ve kardeş iki ülke olan Türkiye ile Libya, Ortadoğu’dan Batı’ya, Batı’dan Ortadoğu’ya geçişlerde adeta kale duvarı olacak. Kontrol Türk ve Libya deniz kuvvetlerine geçecek. Rumlar, Yunanistan, Mısır ve İsrail Doğu Akdeniz’de istediği gibi cirit atamayacak.

Esas mesele bu harita. Türkiye, Libya ile birlikte kendi geleceğini kurtarmak için şu an çabalıyor. Bu meseleyi siyaset üstü görüp, bu mücadeleye sonuna kadar destek vermek gerekiyor. Özetle Hafter kazanırsa ABD, AB, İsrail, Yunanistan, Rumlar, Suud, BAE, Mısır; meşru hükümet kazanırsa Libya, Türkiye, KKTC kazanacak.