Ceyhun BozkurtDiğer yazıları Ceyhun Bozkurt (121 Posts)


Ermenistan’ın işgal ettiği Dağlık Karabağ’a başta PKK/PYD terör örgütü unsurlarını getirdiği haberlerini getirince yıllar öncesi geldi aklıma. Ankara’da muhabir olarak bulunduğum dönemde sık sık Azerbaycan Büyükelçiliği’ndeki ve Azerbaycan’daki yetkililer ve dostlarımla görüşürdüm. Onların anlattıklarından etkilenmiştim. Bu nedenle Karabağ her zaman içimde özel bir yara olmuştur.

Yanılmıyorsam 2007-2008 yıllarıydı. Bir kaynağım bu sohbetlerden birinde çok ilginç bir ifade kullanmıştı. Bire bir olmasa da şu anlamda olduğunu çok net hatırladığım sözler kullanmıştı: “Siz ASALA’nın bittiğini mi sanıyorsunuz. Ermenistan, Karabağ’de ASALA kamplarını hala tutuyor. Hepsi uykuda. Bir gün gelecek uyandıracaklar. O zaman terör eylemlerini artıracaklar.”

Hafızama kazınmıştı bu söz. “ASALA’nın uyuyan hücreleri”. Uyuyan hücre, Ermenistan yönetimlerine hakim olan Hınçak ve Taşnak zihniyetinin, Türklere, Kürtlere ve Ermenilere bugüne kadar acı çektiren terörizm pratiğinin temelini oluşturmaktaydı. Evet tekrar vurgulayalım: ASALA terör örgütü bitmedi. Uyuyan hücreleri ile yaşıyor.

İşte Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Şentop’un, Ermenistan’ın saldırgan ve işgalci politikalarına karşı yaptığı “Ermenistan, sadece Azerbaycan’a karşı bir tehdit değil, bütün bölge barışı bakımından iflah olmaz bir terör devletidir” vurgusunu yaptığı açıklamayı bu çerçevede okumakta fayda var. Çünkü bu yapılanmanın tarihçesinde terörizm, gerek arkasındaki güçlerin gerekse kendilerinin hedeflerine ulaşmak için uyguladıkları olmazsa olmaz bir yöntemdir. Bu yapılanma, terör faaliyetlerine özellikle 1800’lü yıllarla başlamış, Türk ve Kürt katliamları gerçekleştirmiş ve sonrasında bölgedeki kardeş halkları birbirine düşürmüş, acı olaylara sebebiyet vermiştir. Ancak asla durmamıştır. Yani ASALA ilk terör yapılanması değildir. Uyuyan hücrelerle terörizm üretimi Hınçak-Taşnak zihniyetinin çıkış noktasıdır. Bu yapının kurduğu en önemli örgütlerden biri NEMESİS’tir.

NEMESİS, Taşnak Partisi’ne bağlı alt bir örgüt olarak 1919 yılında “Ermeni Devrim Federasyonu”nun (ARF) Erivan’da gerçekleşen 9. Genel Kurulu’nda alınan karar gereği kurulan ve adını kimilerine göre Romalılar, kimilerine göre ise Yunan mitolojisindeki “Adalet ve İntikam Tanrıçası”ndan alan ilk gizli Ermeni terör örgütüdür. Amacı, 1915 yılındaki ‘tehcir’in intikamını almak olarak belirlenmiştir.

İttihat ve Terakki’nin önemli ismi ve Osmanlı Devleti’nin eski Dahiliye Nazırı (İçişleri Bakanı) Talat Paşa’yı Berlin’de şehit eden Sogomon Tehliryan, yine Osmanlı Devleti’nin eski Hariciye Nazırı (Dışişleri Bakanı) Sait Halim Paşa’yı Roma’da şehit eden Arşavir Şirikyan, İttihat ve Terakki’nin önde gelen iki mensubu Doktor Bahaittin Şakir ile Cemal Azmi Beyler’i Berlin’de şehit eden Aram Yergenian bu terör yapılanmasının militanlarıdır. Eski Bahriye Nazırı (Donanma Bakanı) Cemal Paşa’nın şehit edilmesinde de benzer şüpheler vardır.

Sonra yıllar boyunca bu örgütlenme uykuya yatmıştır. Ta ki 1975’e kadar. Lübnan’da ortaya çıkan ASALA isimli terör örgütü, sonraki 8 yıl boyunca çok sayıda saldırı ve suikastla uluslararası bir terör örgütü olduğunu kanıtlamıştır. (İlginçtir PKK terör örgütü de kuruluşunun ilk adımlarını 1975 yılında atmıştır.) ASALA’nın açılımı, Armenian Secret Army for Liberation of Armenia’dır. Yani Ermenistan’ın Kurtuluşu için Gizli Ermeni Ordusu.

İstihbarat uzmanlarınca gizliliğini bugün bile çok iyi koruyan bu terör örgütü, Türk diplomatlarını hedef alan terör saldırıları ile ismini duyurmaya başladı. 1973 yılının 22 Ocak’ında Türkiye’nin Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar ile Konsolos Bahadır Demir’i şehit eden Geourgen Karakin Yanikian bu terör örgütünün elemanı değildir. Ancak ASALA’nın kurulduktan sonra yaptığı terör saldırıları, bu saldırının devamı niteliğindedir.

ASALA terör saldırılarını sürdürürken, Lübnan’da üslendiği Bekaa Kampı’nda bir de komşusu vardır: PKK terör örgütü. Bu iki terör örgütü 8 Nisan 1980 tarihinde Lübnan’ın Sayda kentinde ortak bir basın toplantısı düzenleyerek aldıkları ortak eylem kararını duyurmuşlardır. O toplantıda konuşan ASALA elebaşının sözleri çarpıcıdır: “Savaşçılarımız çok yakın gelecekte Kürt savaşçılar ile yan yana geleceklerdir. Bu, faşist Türk rejimine karşı en büyük silahımız olacaktır. Biz Türkiye dışındayken Türk Ermenistan’ını kurtarmamız mümkün değil. Ermenistan’ı, Kürt savaşçı kardeşlerimizle birlikte kurtaracağız ve çok yakında varlığımızı işgal edilmiş Ermenistan’ın en iç noktalarında göstererek kanıtlayacağız. Bu, ASALA’nın atacağı gelecek adımdır.”

PKK ve ASALA terör örgütlerinin imzaladıkları ortak deklerasyonda,  kurmayı planladıkları ortak devletin adı “Ermeni-Kürt Federe Devleti”dir.

İki terör örgütünün temsilcilerinin ortak toplantının sonunda kendilerine verdikleri destekten dolayı Yunanistan ve Rum Kesimi’ne teşekkür ettiklerini de belirtelim.

ASALA, bu imzadan 3 yıl sonra ortadan kaybolmuştur. Bitti sanılan terör hücreleri aslında yaşamaktadır. PKK terör örgütünün eylemleri bunun kanıtıdır ve bu örgütün en büyük sivil katliamları 1900’lü yıllarda Ermeni çetelerine direnen Kürtlere yönelik yapması dikkat çekicidir.

Özetle, bu terör bataklığının sahibi, ASALA’nın da PKK’nın da bitirilmesini istememekte. Uyuyan hücre geleneği de benim duyduğum şeyi doğruluyor: Ermenistan’a hakim olan terör yapılanmasının sahipleri ASALA terör örgütünü uykuda tutuyor. PKK/PYD terör örgütünün militanlarının Ermenistan tarafından bölgeye getirilmesi de bu iki terör yapılanmasının halen o imzaladıkları sözde deklerasyona bağlı olduğunun kanıtı.

Ancak unuttukları bir şey var. O da Türkiye’nin giderek güçlendiği ve bu gücünü kardeşleri olan Azerbaycan Türklerine de verdiği.

YAZININ ORİJİNAL METNİNE ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ…