Ceyhun BozkurtDiğer yazıları Ceyhun Bozkurt (121 Posts)


Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Irak’ın kuzeyindeki terör kampı Hakurk’a yönelik başlattığı Pençe Harekatı’nın ikinci günündeyiz. Milli Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, harekatın planlandığı gibi ilerlediği belirtildi.

Hakurk, PKK için özellikle 1990’lı yıllarda sınırımızın hemen Irak tarafında kurulan kamplardan biri. Türkiye’ye yapılan saldırılarda önemli bir işlev görüyor. Suriye’nin kuzeyindeki Münbiç ve özellikle Fırat’ın doğusuna yapılması zorunlu olan harekatı bir kenara koyacak olursak Pençe’nin önemli bir harekat olduğu kesin. Bölgenin Türkiye-İran-Irak üçgeninde yer alması da stratejik önemini gösteriyor. Bu çerçevede kaçan teröristlerin Irak’ın daha güney bölgeleri ile İran’a yönelmesi muhtemel. Tam da Pençe Harekatı başlamışken, dün İran Devrim Muhafızları ile KCK terör örgütünün İran kolu PJAK militanları arasında çatışma çıktı. Çatışmada İbrahim Ahuntzade adlı İranlı bir asteğmen hayatını kaybetti. Akıllara hemen “Türkiye ile İran arasında ortak bir harekat mı söz konusu” sorusu geldi. Ancak İran kaynaklarından ulaştığım ilk bilgiler, ortak bir harekatı işaret etmiyor.  Bu durumun ABD-İran gerilimi ile ilgili olma ihtimali ise çok yüksek. Şöyle ki;

Hatırlanacağı üzere PJAK terör örgütü, yaklaşık bir yıldır İran’da hareketsizdi. Zaten militanlarının büyük çoğunluğu, Irak’ın kuzeyindeki kamplardaydı. Ancak İran’daki kaynaklarımdan ulaştığım bilgilere göre, yaklaşık bir haftadır PJAK militanlarının bu ülke sınırlarından yoğun sızma yaptığı tespit edildi. Önceki satırlarda aktardığım çatışma da İran’ın Batı Azerbaycan eyaleti Çaldıran bölgesinde gerçekleşti. Bu bölge, Hakurk bölgesinin İran hizasında değil, Van’ın Çaldıran bölgesinin hemen sınırının karşısında. Ayrıca çatışmanın gerçekleşme biçimi de bir kaçışı göstermiyor. İlk gelen bilgiler “bir kaçış değil teröristlerin pususu” şeklinde. İran Devrim Muhafızları ise bu saldırıya yanıtı Süleymaniye’nin Mawat Beldesi’nde bulunan Asos Dağı’nı vurarak verdi. İran Devrim Muhafızlarının önümüzdeki dönemde, terör örgütü PJAK’ın Irak’taki militanlarına yönelik lokal boyutta operasyonlar gerçekleştirebileceği tespitleri de yapılıyor.

Bu durum aslında şaşırtıcı değil. Birkaç gün önce terör örgütü PJAK’ın elebaşılarından Zilan Vejin kod adlı terörist, ABD ile İran arasında bir savaş çıkması durumunda İran’a karşı bir cephe kurabileceklerini söylemişti. Bu açıklama bana terör örgütü KCK’nın elebaşılarından Mustafa Karasu’nun 2002 yılında ABD Dışişleri Bakanlığı’na yazdığı mektubu hatırlattı. Karasu, mektubunda ABD’ye “Irak’a saldırırsanız size destek vermeye hazırız” mesajı vermişti. Sonrasında da terör örgütü bu mesaja uygun davranmış, ABD’nin emriyle Türkiye başta olmak üzere bölge ülkelerine yönelik saldırılar gerçekleştirmişti. PJAK elebaşı Vejin de benzer bir mesajla, yeni bir maşalık rolü oynayacaklarının işaretini vermiş oldu.

Gelişmeler bu yönde. Bu fotoğraftan çıkardığım sonuçlardan biri, İran’ın dönem dönem taktiksel anlamda iletişim kurduğu terör örgütüne karşı, Türkiye’nin gerek Suriye gerek Irak’taki mücadelesine destek vermesinin zorunluluğu. Çünkü terör örgütü bir yerde güçlenirse, İran’da da güçlenecektir. Bu da bölgedeki hiçbir devletin ve halkın işine gelmeyecektir.