Metehan Demir

Metehan Demir

mdemir@zenradyo.com Yazarın Tüm Yazıları

Türkiye ile Suriye birliklerinin karşı karşıya gelmesi gibi bir risk var!

ABD'NİN SURİYE'DE KURACAĞI RADAR SİSTEMİ NE ANLAMA GELİYOR?

Biliyorsunuz idlib büyük hesaplaşmanın olacağı yer. Başından beri endişe ile takip ettiğimiz yer. Teknolojik olarak, istihbari olarak, stratejik olarak, algı yönetimi olarak büyük hesaplaşmanın olacağı yer. Bu nedenle bu sistemin kurulması ya da benzerlerinin kurulması hiç şaşırtıcı olmayacak.

7 Eylüldeki Türkiye-İran-Rusya toplantısı var. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın önce İran temasları ve ardındanda büyük zirve olarak devam edecek süreç öncesinde bu tip bir faaliyeti herkesin gard alması olarak tanımlamak gerekiyor. Ben böyle görüyorum.

Tamamen algı üzerine yönetiliyor her şey ve şu da bir gerçek ki, İdlib büyük hesaplaşmanın olduğu son on güne girdiğimiz bölge.

İdlib'de bizim gözlem noktalarımızın da olması, İran'a yakın grupların burada bulunması, Rusya'nın Suriye ile organik bağı çerçevesinde Esed yönetiminin orada gölgesinin hissedilmesi paralelinde böyle bir adım benim için hiç şaşırtıcı değil. Benzer adımları artarak ve doğrudan ya da dolaylı şekilde ilerleyen günlerde görebiliriz.

ABD'NİN KURACAĞI RADAR KALKANI KİME KARŞI KULLANILACAK?
Türkiye'nin Kürecik üssü var. Tartışmalarda hep İncirlik üssünden bahsedilir ama Kürecik üstünde de durmamız gerekir. Kürecik, NATO için, özellikle ABD için İran ve Rusya'nın takip edilmesi izlenmesi çerçevesinde çok stratejik bir gerekliliktir.
Türkiye İncirlik'le beraber, perde arkasından da zaman zaman algı yönetimi olarak Kürecik'ten de hissettirir ABD'ye sıkıntı çıkartabileceğini. Durum bir alternatif olarak da değerlendirilebilir.

İRAN'A YÖNELİK BİR OPERASYON MU HAZIRLANIYOR?
Trumpla ilgili bir öngörülenler bir de öngörülemeyenler diye bir gerçeklik var Amerikan yönetiminde, dünya kamuoyunda ve bu işin içinde olan aktör ülkeler çerçevesinde. 
Biliyorsunuz Kuzey Kore'ye de 3 tane dev uçak gemisini gönderdi okyanustan. Aslında bombalamayla ilgili geri sayım başlamıştı Kuzey Kore için. Trump tweet attı "füzeleri göndereceğiz, çok güzel füzeler" diye. Ancak arkasından da Kuzey Kore lideri ile bir görüşme gerçekleştirdi. Bir görüşmenin daha gerçekleşebileceği diplomatik kulislerde konuşuluyor. Bunu yapan Trump'ın tam tersi bir şey de yapabileceği konuşuluyor İran'la ilgili. Trump'ın sebebi burada İranın stratejik ya da askeri anlamda çıkardığı sıkıntı ya da rahatsızlık değil de Avrupa'nın burada ticari pastanın büyüğünü alması çerçevesinde önce Avrupa'ya ticari ambargolar yoluyla ticari bir set çekmek, İran'dan hiç kimsenin faydalanmamasını sağlamak, ondan sonra toz dumanın yerine oturmasının ardından tekrar düzenlemek ve bundan da en çok payı ABD'nin almasını sağlamak olduğunu söyleyenler var.

İranla ilgili biliyorsunuz Kasım'da asıl büyük ambargo tartışması var. İkinci paket, işte petrolün, yer altı zenginliklerinin alınmasını önüne geçen uygulama. Ambargo İran için asıl o zaman başlayacak. Bu Türkiye'yi birinci derecede ilgilendiriyor. İran'dan önemli bir alım yapan ülke olarak. ABD ile Türkiye arasındaki krizler malum. Rahip Brunson başta olmak üzere birçok noktada sıkıntı var. İran meselesi oraya büyük bir yük olarak eklenebilir. Ama Kasım'a kadar bize son bir buçuk yılda Suriye merkezli öyle gelişmelere şahit olduk ki, üç ay sonra çok farklı bir Amerika ya da ABD politikası görebiliriz.

İDLİB'DEKİ GÖZLEM NOKTALARI NE OLACAK?

Kobani - Kamışlı arasında PYD-YPG gibi görünse de Suriye jetlerinin sınıra sıfır noktasına kadar yaklaştığı ve Türkiye sınırında Rus jetleri ile birlikte uçtuğu bilgisi var Türkiye'de. Suriye bir cürret gösterisi de yapıyor aslında.

İdlib'de Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı ile kontrol altında tuttuğumuz ve ciddi bir Türk askeri varlığı var. Şimdi sosyal projelerle bu harekatın alt yapısı güçlendirilmesi ve halkla kaynaşma sağlanıyor. Ve bunun asla bir işgal ya da toprak ilhakı olmadığı, sadece bu bölgenin güvenliği çerçevesinde gerçekleştirildiği anlatılıyor. Okullar açılıyor, sağlık, eğitim hizmet programları devam ediyor.

Bizim Astana süreci ile başlayan Soçi ile devam eden şimdi de Tebriz'de de 3. ayağı gerçekleşecek büyük zirve öncesinde bize teklif edilen 14 gözlem noktası vardı. Ciddi müzakerelere yol açtı.

Biz gözlem noktası deyince şimdi gayet rahat, sakin, güvenli hareket edebileceğimiz yerlerden bahsediliyor. Bizim şu an 12 aktif gözlem noktamız var. 12 noktada güçlendirilmiş, ağır silahlarla desteklenmiş askeri birliğimiz var. Askeri birliklerimizin menşei ise komando birlikleri. Şüphesiz bir birliği bir yere konuşlandırdığınız zaman o birliğin neye ihtiyacı olur lojistik desteğe. Gıda, su, mühimmat. Bunların da olabilmesi için vatan toprağından sürekli oraya lojistiğin gelmesi gerekiyor. Bunların gelmesi için de konvoylarımızın çok güvenli noktalardan, ama güvenli olmayan bölgelerden güvenlik içinde geçmesi gerekiyor.

Bunu yan yana koyduğum zaman Türkiye'nin İdlib'le ilgili en başından beri hem Rusya'ya hem İran'a iş başka, arkadaşlık başka benim oradaki konvoylarıma herhangi bir şekilde saldırı olursa bunun hesabını size bağlı ya da yakın gruplardan sorarım şeklinde açık kart oynadığı için buradaki askerlerimizi ciddi güvenlik altına aldı.

Zaten gözlem noktaları kağıt üzerinde netleştirildikten sonra ağır adımlarla Türkiye herbirinin güvenliğini sağlayarak siyasi anlamda, stratejik anlamda ve askeri korunaklık anlamında teker teker sağlayarak açtı. Buralardaki gözlem noktalarına bakıldığında irana yakın şii gruplar, şii köyler var. Bu süreçten birinde bizim bir konvoyumuz saldırıya uğramış, bir askerimiz bir sivil görevlimiz şehit olmuştu.

Türkiye İdlib konusunda bu konuyu bir kere daha gündeme getirecek. En büyük sorunlardan bir tanesi aslında İran'ın bilinçaltında ve Suriye'nin bilinçaltında İdlib'deki Türkiye'ye ait gözlem noktalarının derhal boşaltılması. Çünkü Türkiye orada bir şekilde kalkan vazifesi de görüyor. Buradan girmeleri Türkiye'nin gözlem noktalarınının aralarından girmeleri anlamına geliyor. Türkiye ile Suriye birliklerinin karşı karşıya gelmesi gibi bir riski de beraberinde getirecek. Zor bir süreç yani bu.

20'DEN FAZLA SERVİS BURADA OPERASYON YÜRÜTÜYOR

Biz şimdi burada aktörleri ABD geliyor, Rusya vurur mu, burada ekstrem gruplarla görüşüyor mu, İran ne yapıyor. Türkiye'nin pozisyonu ne diye düşünüyoruz ama şu an burada bendeki bilgi 20'den fazla servis burada operasyon yürütüyor. Ben İngiltere diyeceğim şaşırmayacaksınız. Çin diyeceğim. Çin'in bile burada paramiliter anlamda çalıştığı gruplar olduğu bilgisi var Ankara'da. Neden mi, çünkü Doğu Türkistan kökenli çok fazla militan var ve Çin burada kendine bir sorumluluk payı çıkartarak müdahil olmaya başlamış. Çok ilginçtir yani. Onun için herkes kendisine bir sebep, bir organik bağ bularak buraya gelmeye başlıyor. Ama şunu söylüyorlar Suriye'de çözüme yaklaşıldığı şu sıralarda, çözüme az kaldığı dönemde gibi ifadeler kullanılıyor.

Suriye'de trajedinin bitmesi herkesin isteği ama Rusya olarak soruyorum iki üssünüz var. Sıcak denizlere inme hayalinizi fazlası ile gerçekleştirdiniz. Bir kara, bir deniz üssü. Hava savunma sistemleri, savaş uçakları, opere edebilecek kadar bir çok alt yapı kabiliyeti elde ettiniz. Hem Amerika hem de Rusya defalarca ne açıklaması yaptı "biz buradan çekiliyoruz Suriye'de ne olursa olsun" dediler. Ama her geçen gün oradaki varlıklarını daha da artırdılar. Bunun satranç hamlesi olduğu belliydi zaten. Defalarca da söyledik.

Şimdi Rusya olarak sorsam Suriye'de bukadar büyük bir avantaj yakalamışken iki üsse sahip olarak, buradan kendinizin olmadığı bir çözümü kabul eder misiniz bu saatten sonra? Krizin üzerinden 7-7.5 sene geçti buradaki süreçlerin ve menfaatlerin tamamı kangren haline geldi.

Menfaatler kangren haline gelince okyanusun öbür tarafından Amerika da geliyor, dünyanın öbür tarafından Çin de geliyor. Yani herkes burada pozisyon tutuyor. Çünkü burayı tutan İsrail'i tutacak. Burayı tutan Doğu Akdeniz'i tutacak. Mesele sadece Suriye olmadığı için, mesele Esed'in gelip gitmesinden ziyade Esed'ten sonra biz nasıl bir çözüm buluruz, Esed'in yerine kim gelmeli, kimler gelmeli, Suriye kaç parça olmalı, kaça bölünmeli ya da bölünmemeli mi. Menfaat pastası bunun üzerine yoğunlaştığı için ben 7 Eylül öncesi Türkiye, İran ve Rusya'nın çözüme yönelik toplantısı öncesinde süreci mayınlayabilecek doğrudan ve dolaylı gelişmelerden endişe ediyorum. İnşallah yanılırız.

 

Orjinal Yazı Linki  'den Alıntıdır